Muhammet Işık / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Ankara Saldırısı Ve Saldırıya Bakış Açımız

14 Mart 2016 Pazartesi
Ankara'da yeni bir dehşet yaşandı dün. Akıllara durgunluk veren bu hadisede evvela bütün ölenlerin yakınlarına metanet ve dik duruş diliyorum, yakınlarınız şehadete erişti, bunu böyle bilesiniz. Ardından olayla ilgili gözlemlerime ve toparladığım bilgilere değinmek ve kendi dilimden dökülecek cümleleri sizlerle paylaşmak istiyorum.
 
     Görgü tanıklarının ifadelerinde net bir şekilde otobüse yaklaşan seyir halindeki otomobil infilak ediyor. Ardından geçici yayın yasağı getiriliyor ancak kimi kameralar gelir gelmez sosyal medyada yayılacak algı görüntüleri için tutulmuş yaralı yakınları (!) mesailerine çoktan başlamış oluyor. Bin lira oyunculuk, bin lira sus payı, bir sene sonra da dizi teklifi ödülleriyle üstün oyunculuk yeteneklerini sergilemeye başlamak için yaka paça kendilerini meydana atıveriyorlar. Nasıl olsa ülke olarak en sevdiğimiz kanalların dizilerinde terörist izlemeye çok meraklı olduğumuz için bu durumdan oyuncu arkadaşlar da bir sıkıntı yaşamıyorlar. Biz ise bu ülkede her olay sonrası meydana inen "imam eşlerini" yakından bildiğimiz için bu kadar kaliteli oyunculuklara karşı anca nefretle seyirci kalmakla yetinebiliyoruz. Gerçekten yüreği yanan insanların acısını da paylaşmaktan geri durmayız asla, orası ayrı.
 
     Arabanın otobüs yanında infilak etmesinin gayesi de net bir şekilde sivilleri katletmek, bugüne kadar hiçbir şey bu kadar açık olmamıştı. Askerden kaçan, polisten kaçan, inandığı davasında dik bir şekilde duruşla savaşamayan alçaklar sivilleri katletmekle kendilerine yakışır bir “ayaktayız” mesajı vermek istiyordu. Gerçi seni ayakta gösterebilmek için elbisenin içine Amerika girmiş, Rusya girmiş, İran girmiş, ufak tefek grupların girmiş, daha kendi vücudunda parça parçasın, nasıl dik duracaksın ki? Öyle eminim ve biliyorum ki İTÜ'de yalnız kalan gruba soda şişeleriyle saldıran alçaklar, Ankara'da sivil halk otobüsünü patlatan bu hainler, yine otobüs basıp Bayır Bucak için yardım toplanamayacağını söyleyip muavine delikanlılık taslayanlar ile Türkmen dağında utanmadan anonslarla "kadınlarınızı götürmeyin" diye bağıran şerefsizler ve ırz düşmanları birbirlerinin öz be öz kardeşidir.
 
     Şaka gibi bir görüntü çekerek dokuz katil sürüsü birleşiyor, ondan bir gün sonra da bu olay yaşanıyor. Bu olay yaşanmasa o birleşme görüntülerini de tiyatrocularla çektiler sanacaktım! Olayın ardından ilk açıklamaları yapanlar kim tahmin edin, Vladimir Putin ve partisinin Türkiye salyalar kolları başkanı! Partisi açıklama yapar, gazetesi sevinç çığlıkları atar, insanlık tarihinde bu ikiyüzlülük nerede görülmüş, görülmüş mü, bu da bir tez konusu olarak ileri tarihlerde karşımıza çıkacak diyebilirim. Hoca konuyla ilgili yaptığı açıklamada herkes hesap verecek dedi amma, alçaklar dağda bir yılda şehit edemedikleri asker kadar sivil vatandaşı bir günde şehit ettiler efendi, artık istediğin kadar bul. Urfa’dan çaldığı araçla Ankara’da katliam yapan adamı bulsan ne olur? Asıl bulunacak olan bombayı patlatan değil, bombayı yükletendir. Asıl vurulacak olan yer Kandil, asıl girilecek yer Azez değildir. Asıl vurulacak olan, girilecek olan yerler PYD ve tasmalıları eylem yapınca AFRİN, DHKP-C ve tasmalıları yapınca KESEB, DAİŞ ve tasmalıları yapınca RAKKA’dır!   
 
     Senin kalbinde bomba patlatan adamı susturmak için ona tokat atmakla, kulağını çekmekle yetinirsen tarih seni hain olarak yazar. Senin kalbinde bomba patlatan adamın yüreğini deşeceksin, bak o zaman sesler nasıl kesiliyor! Onlara silahları, bombaları verenin, üretmesini öğretenin kalplerine bir misilleme düzenleyeceksin, bak o zaman sesler nasıl kısılıyor! Bize ne neşterler reva görülüyorsa o neşterleri reva görenlerin üzerinde parça pinçik acemi doktor ameliyatları yapmak zorundayız. Bunları yapmalıyız, yapacak güçte olmak için çabalamalıyız. Ünlü bir düşünürümüzün dediği gibi, savaş istemiyorsak her an savaşa hazırlıklı olmalıyız.
 
     Şu gerçeği net bir şekilde görüp anlamamız gerekiyor ki bu olayların tüm şifresi Suriye’den ibaret, tüm şifre ümmet coğrafyasından ibaret. Suriye’nin semalarında uçan on dört ülkenin uçakları ve topraklarında gezen ordularından bahsetsem bunun basit bir mezhep savaşı veya küçük çaplı bir mücadele olmadığını anlamak için yeterli olurdu. Sünni katili Hamaney bile ağzından kaçırmıştı ki.
 
     Suriye üzerinde oynan bu tiyatro, Müslümanlar içine sokulmaya çalışılan fitneler ve daha nice oyunlar aslında tamamen hak ve batılın gerçek savaşıydı. Bu savaşa kim burnunu sokmak istese bir darbe alıyordu. Türkiye de bu noktada gösterdiği muazzam çabası ve desteği nedeniyle haliyle kâfirlerin gözlerine batmıştı. Bizim kâfirlere kızmaya asla hakkımız yok, çünkü onlar görevlerini en iyi şekliyle ifa ediyorlar. Bugün Suriye’de ortaklaşa çalışan 32 Hristiyan kuruluşu ve ilişkili oldukları 60 okulda yürüttükleri masonik faaliyetler asla bir oyun değil. Bizler bu hengâmelerde koşuştururken başımızı Suriye’den, Yemen’den, Somali’den, Nijer’den çekelim diye bize her şeyi mubah görüyorlar.
 
     Bu konularla ilgili olarak kim ne derse desin, asla desteklemediğimiz birçok hatasına rağmen bir zamanlar Batı’nın aşağılık küfür tümörünün, vücudunun her yerini kapladığı ve uyum sağladığı, yabancılığının bile fark edilmez hale geldiği bu ülkede ilk uyuşmazlık bu dönemin Cumhurbaşkanı ve onun önderliğinde yapılan çalışmalar ve Allah’ın bu vatana onların vesilesiyle gösterdiği merhamet ile bozulmuştur. Bugün yeniden eski kokuşmuş ve tümörlü vücuda bizi geri döndürmek isteyen sözde gazeteciler, özde vatan hainleri, Rusya’dan özür dilemek için görüntüler çeken zavallı aşağılık kompleksliler, ekmeğini yediği ülkeye ihanet edip iman hamuruyla yoğurulmuş bu topraklardan imanı söküp atmak isteyen bir avuç zavallı ve bunların tasmasını tutanlar “âlim olmasa da arif olan” bu milletin yüzü suyu hürmetine bu toprakların Allah’ın yardımıyla ayakta durduğunu er ya da geç anlayacaklar ve işte o zaman mutlak mağlubiyet onların damarlarını bir varis gibi sararak çatlatacak.
 
     Bütün bu olanların arka planında Allah’ın yardımı yok mu diye oturduğu yerden bekleyenler Allah’ın yardımı olmasa çoktan yok olup gideceklerini hala anlamadılar. Allah’ın yardımı yakında değil efendiler, o zaten Osmanlı yıkıldığından beri bizlerle beraber ki bu kadar sağırlar, “bazı kafaların kesilmesine” ihtimal veren dinsiz paşalar, kızımın, anamın örtüsünü Arabistan’a yollamak isteyen uşaklar bir nebze muvaffak olsalar da imanı bu milletin bağrından söküp alamadılar. Ha, adınız Yorgo olacaktı deyip, ruhuna işlemiş Papandreu’lardan haberi olmayan dımdızlak zavallılar yok mu? Elbette var, ancak onlar merhamete muhtaç cahillerden daha önemli bir sıfatla tanımlanmaktan bu devirde bile oldukça uzaklar.
 
     Bütün bunların üzerine oturup düşünmek lazım. Bu ümmetin onurlu cihadına Ebabil mi bekliyorsun? Allah ebabil’i senin kasana, banka hesabına koydurmuş. Allah’tan kağnı mı bekliyorsun? Kağnıyı senin garajına koydurmuş. Sana emanet verilen bu malı gerçek ihtiyaç zamanında gerçek sahiplerine teslim etmek için ne duruyorsun? Zor zamanların için para mı biriktirdin? İşte o zor zaman bu zaman! Çekmecende sakladığın, odanda güç gösterisi yapar gibi astığın şey pas tutmadan evvel onu kullanması gereken adama göndermenin zamanı bu zaman. Eğer Suriye’de batıl kazanırsa, Türkiye’de de kazanır. Biz bu ümmetin gemisini delen münafıkları ve ajanları bu gemiden atmazsak, biz de batarız. Şüphesiz bizi yaradan Allah, fasıklar topluluğuna yardım etmeyeceğini açıkça söylüyor. Allah durumun vehametini anlayıp idrak edebilmeyi cümlemize nasip eylesin. Âmin.
Bu yazı toplam {} defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Editörün Seçtikleri
Haberler