Batuhan Ülker / Yazar

12 Punto 14 Punto 16 Punto 18 Punto

Suriye ve Sömürge Devletler

12 Temmuz 2017 Çarşamba

Tarih boyunca birçok sömürge devleti duyduk, gördük, duyuyor ve görüyoruz. Ne yazık ki! Bu sömürü tuzağından kendisini fiilen kurtarmayı başaran devletler olsa da hala birçok sömürge devleti, sömürü devletleri tarafından tutsak olmakta ve zulüm görmektedir. Sömürü devletler, sömürge devletlerini sadece ekonomik anlamda değil onların dil, din, kültür gibi birçok manevi değerini de sömürüp yok etmeye çalışmaktadır. Birçok insanın en büyük zenginliği olan özgürlük hakkından mahrum bırakmak ve ondan faydalanmak isterler. Sömürgeleştirmeye sesini çıkarmadığı sürece insanların tek alternatifi ya asimile olmak ya da yok olmaktır. Geçmişten bu güne bunun birçok örneğini gördük. Bir şekilde asimile olmuş ve ya bu asimilasyona direniş göstermiş sömürü devletleri  mevcuttur. Günümüz şartlarında da hala devam etmekte olan bu "sömürgecilik" kavramı birçok can almakta ve insanları mazlumlaştırıp, zalimleştirmektedir.

Hal bu iken yarım asırdır baskı ve zulümle sindirilmeye çalışılan bir halkın, özgürlük ve adalet talebiyle ayağa kalktığı ve bedelini hayatlarıyla ödemek zorunda kaldığı insanların ülkesi Suriye… Binlerce cana kıyan, binlerce çocuğu öksüz bırakan, zalimin zulmü… 

Canımızı elimizde cam bir tepside taşır gibi, her an düşüp kırılacak gibi olduğu zamanlar yaşadık mı hiç? Ya da en sevdiklerimizin  dakikalar sonra belki de yanımızda olmayacağı ihtimaline ne kadar yakın olduk? Üzerimize her an bomba düşebilir korkusuyla ne kadar meşgul olduk acaba? Bizler elbette ki yaşamadan bilemeyiz ama en azından kardeşlerimizin, insanlığın ne yaşadığını anlamaya çalışarak elimizden geleni yapabiliriz. Bazen maddi bazen ise manevi…

Ey Müslümanlar! Kardeşlerimiz katlediliyor. Neredeyiz? Masum bir evlat "annem cennette!" diye bağırırken neredeyiz? Şehir bombalanırken, hastaneler yıkılırken, eczanelerde bir tane ilaç kalmazken, soruyorum size biz Müslüman kardeşleri neredeyiz? 

 Binlerce insan açlıktan kıvranıyorken neredeyiz? Anneler bebeklerini ne ile doyuracaklarını şaşırmış durumdayken neredeyiz? Küçücük bir evlat babasının cansız soğuk bedeninin başında "kalk babam" diye ağlarken neredeyiz Müslüman kardeşlerim?   

Diyoruz ya hani bugün Suriye ama daha öncesinde yine birçok ülke birçok insan birçok can zalimin zulmüne katlanmak zorunda kaldı. Katlanamadıkları yerde de canlarından oldu. Bu kadar mı basit bir canın bedenden çıkışı? Bu kadar mı basit hayallerini sıra sıra sayan bir çocuğun daha bir tanesini gerçekleştiremeden hayatını kaybetmesi? İnsanlık önemli güzel kardeşlerim… İnsan canı da insanlığın manevi değeri de kıymetli. Her ne kadar bunu anlayamasak da çoğu zaman herkese bahşedilen bir lütuf değil maalesef. Hele de artık direnişe gücü olmayan eli silahsız mazlum insanlara, acımadan, gözlerini bile kırpmadan yapılan bu zulüm caniliktir, cinayettir. 

İnsanlarımız gördükleri tablolar karşısında ölen onca masum çocuğun cansız bedenlerini gördükleri halde hala "şöyle mi acaba? böyle mi acaba? "diye bile sorguluyorsa o insanın vicdanından şüphe etmemek elde değil. Her ne olursa olsun, ne yaşanırsa yaşansın, kim haklı ve ya haksız olursa olsun bu zulüm o bebeklerin, küçücük çocukların maruz kalmamaları gereken, hak etmedikleri bir durum. Elimizden ne gelir diye düşünüyorsunuz belki de maddi desteğimizin yanı sıra bizlerin en büyük manevi gücümüz, dualarımız. Zalimin zulmüne uğrayan bu kardeşlerimiz için el açalım. Onların bu yaşamış olduklarını insanlara anlatalım ki bilsinler, senin elinden bir şey gelmese bile anlattığın kişiler belki de bir destek sağlayacaklardır. Yeter ki bizler duyarsız kalmayalım. At gözlüklerimizi takıp

Görmezden gelmeyelim. Üç maymunu oynamayalım. Hiçbir zaman bizim başımıza gelmez diye düşünmeyelim. Duyalım, duyuralım, duyarlılaşalım... Unutmayalım insan canı kıymetlidir, önemlidir. Hele de kardeşimizin canıysa…  

 

Bu yazı toplam {} defa okunmuştur.
Bu yazıya henüz yorum eklenmemiştir.
Editörün Seçtikleri
Haberler